Bir televizyona çıkma hikayesi

siz hiç üstünüzde pijamalarla deniz baykal’ı karşılamaya gittiniz mi? ben gittim. bundan 2 sene önce 2008 yılının bir cumartesi günüydü. üniversitede okuduğum zamanlarda akçayda evde kalıyordum. öğrenci evi olduğu için haftasonları yapacak pek bir aktivite yoktu ve canımız sıkılıyordu ki arkadaşımın biri gelip ”haftasonu deniz baykal geliyormuş balıkesir’e onu karşılamaya gidelim mi” diye soruncaya kadar. bizde hem ayvalık tostu yer hem yayık ayranı içer hem de bize eğlence çıkar diye teklifi kabul ettik. sabah saat 8 gibi kalktık ve ben dahil üç arkadaşım üstümüzde pijamalarla evden çıktık. o günün ertesinde de kaldığımız ev arkadaşların eviydi ve ben cüzdanımı, pantalonunumu benim evde bırakmıştım. evden cepte 5 kuruşsuz ve ev halimle çıkmıştım. akçay kordona geldiğimizde kahvaltı için gevrek alalım dedik ama üstümüzden 1 milyon -o zamanlar tl vardı- bile çıkmamıştı. dört züğürt öğrenciydik. adam genede bize gevrekleri vermişti ve kahvaltıdan sonra balıkesir havaalanına hareket etmek için otobüse bindik ve konvoy hareket etmeye başladı. yol boyunca muhabbet çok zevkliydi ve baya eğleniyorduk.

havaalanına geldiğimizde elemanı beklemeye başladık. bizim iki arkadaşa tam baykal gelirken ”hoşgeldiniz” pankartını kaldırma görevi verildi ama bizimkilerin pankartı hazırlayıpta, düzeltip kaldırasıya kadar adam roket gibi kapıdan geçip gitmiş ve otobüsüne binmişti. ilk falsomuzu vermiştik. baykal’ın alanda görülmesiyle bir hareketlenme başladı ve kalabalık baykal’a dokunmak için birbirinin üstüne çullanmaya başlamıştı ve yaygara kopmuştu. baykal otobüsün basamaklarında millete selam verirken bizde baykal’ın otobüsüne konvoyluk edecek otobüsümüze doğru yürümeye başladık. otobüse bindiğimizde bir firemizin olduğunu farkettik. bir arkadaşım -ki kendisi biraz fırlamadır- ne yapıp edip nasıl becerdiyse kaçak olarak deniz baykalın otobüsüne binmeyi başarmıştı. hem şaşkınlık içindeydim ama bir yandanda arkadaşımı tebrik ediyordum. deniz baykal önde biz arkada gitmeye başladık. rotamız susurluk’a kadar uzanıyordu. baykal önce bir fabrikanın açılış kurdelasını kesecek ve orada ki halka bir konuşma yapacaktı. ondan sonrada işten çıkarılan işçilerin yanına gidip onların grevine destek verecekti. açılışın yapılacağı yere gelmiştik. otobüsten indik ve alana vardık. ben ve arkadaşlarımı en ön sıraya geçirmişlerdi ve deniz baykal’la aramda 1 metre bile yoktu. derken baykal konuşmasına başladı. dakikalar geçerken ve konuşmanın süresi uzarken bizi de sıkıntıyı basmaya başlamıştı. öğlen sıcağına denk gelmiştik, terliyorduk ve bunlarda yetmezmiş gibi trt kameramanları en ön sırada olmanın verdiği avantajla-belkide dezavantaj demeliyim-sürekli beni ve arkadaşlarımı çekiyordu. söylenenlere göre beni tvde gören baya bi tanıdık olmuş. en sonunda konuşma faslı bitince tekrar cümbüş başladı ve otobüslere binip gene baykal önde biz arkada yola koyulmuştuk. bu sefer arkadaşım baykal’ın otobüsüne binememiş ve oda bizim otobüsteydi. işten çıkarılan fabrika işçilerinin yanına geldik. baykal orda işçilerle tokalaştı ve kısa muhabbet etti. derken bu faslıda kapatıp yemek yiyeceğimiz susurluk’a doğru harekete koyulduk. bu arada bizi hafiften telaş basmıştı. çok geç olmadan akçay’a dönmeliydik çünkü o günde galatasarayın son maçı vardı ve biz galatasarayın şampiyonluk kutlamasını kaçırmak istemiyorduk. ayvalık tostlarını yedik yayık ayranlarını içtik derken bir koşu otobüse atladık ve baykal’ın konvoyuyla yollarımız orda ayrılmıştı. şimdi bizi maça yetişme telaşı sarmıştı. birazda şoföre bastırırken maç saatine yakın akçay’a varmıştık. galatasaray maçı kazanmıştı ve biz ayağımızın tozuyla atkılarla formaları kapıp akçay sokaklarında sabaha kadar süren şampiyonluk kutlamalarına katılmıştık…

cebimde 5 kuruş para olmadan 70 yaşındaki bir adamın peşinden susurluk’a kadar gitmiştim. tvde görülmeside cabasıydı ama genede zevkliydi. hem yeni yerler görüp hem o günü unutulmaz yaşayıp hemde karnımı doyurmuştum. buda böyle bir anımdı işte…

Sjackson

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •