Deniz doğa ve ben uyandım siz gitmişsiniz

Puslu bir sessizlik var havada… İşte sabahın ilk ışıkları yavaş yavaş güneş doğuyor sislerin ardından Önce gecenin izlerini temizleyenlerin üzerine doğuyor güneş, usul usul aydınlatıyor onları. Gün aydınlandıkça daha bir hızla vuruyorlar süpürgelerini sokakları temizlemek için… Şehrin gerçek ışıkları sokak lambaları artık uyuma sırası bizim dercesine sönmeye başlıyor tek tek…
Boğazı izliyorum. Deniz bıkkın görünüyor, sanki yeter artık ben sizin çöp kutunuz değilim diye haykırıyor tüm kuvvetiyle. Cevap veriyorum ona seni duyabiliyorum evet gerçekten haklısın senin güzelliğinin farkına varamıyoruz yada güzelliğine o kadar çok güveniyoruz ki sana bir şey olmaz sanıyoruz. Sen kirlenmezsin, sen bizleri yarı yolda bırakmazsın. Kıyamazsın bize… Ama görüyorum ki sende olabildiğince dayanmışsın hala dayanamaya çalışıyorsun. Sana yardım etmeye çalışan insanlarında varlığını görüp dayanmaya çalışıyorsun. Dayanabilecek misin? Bizlere daha fazla katlanabilir misin?
Ah sen vefalı İstanbul boğazı sana bakan herkes hayran oldu her zaman her halinle mükemmel görünmeyi hep başardın. Ne imparatorluklar gördün ne medeniyetler geldi geçti sana hayran hiç birini bırakmadın, bizi de bırakmayacaksın gücünün yettiği yere kadar bizimle olacaksın biliyorum… Yavaş yavaş tükendiğinin de farkındayım aslında. Ama merak etme bizden umudunu kesme benim gibi seni duyan anlayan başkaları da var bizlere güven bizde senden vazgeçemeyiz zaten. Göz kırpıyor bana dalgalarıyla tamam diyor tamam güveniyorum size…
Çeviriyorum kafamı bu harika kokunun geldiği yere doğru. Fırın ve sıcacık ekmekler… Nasıl unu-turum sizleri sizler de gün doğmadan işe başlayan şehrin asıl sahiplerindensiniz. Gün doğdu ama gü-neş görünmüyor bu sisli bulutlu İstanbul sabahında. Yağmur damlaları düşmeye başlıyor, sanki onlar da güneşe özenmiş. Onun usul usul aydınlattığı şehri aynı onun gibi usul usul ıslatıyorlar yavaş ama iri damlalarla. Eğmiyorum kafamı ıslanırım korkusuyla. Bırakıyorum kendimi yağmur damlalarına. Yüzü-me düşüyor irice bir damla tam yanağıma gülümsüyorum. Sana da günaydın… Biliyorum aslında teşekkür ediyor bana. Beni yalnız bırakmadığın için teşekkür ederim diyor. Nasıl yalnız bırakırım seni? Nasıl senin gibi bir dostu görür görmez içeri kaçarım? Bilirim senin aslında nasıl bir rahmet nasıl bir heybet olduğunu. Bilirimde anlatamam kimselere. Neler kaçırdıklarını gösteremem bir türlü ancak kendileri görebilir başkası gösterse bile göremediklerini. Benim durumum da farklı değildi aslında. O kadar çok şey varmış ki kaçırdığım. Yıllarca gün doğumunu kaçırmışım düşen ilk yağmur damlasını, denizin geceden gündüze geçişini, sokağın sessizliğini, kuşların ilk ötüşünü, doğanın uyanışını o kadar çok şey kaçırmışım ki, görülmesi gereken o kadar an varmış ki ben bunları görememişim. Bakmak ve görmek çok farklı şeylermiş yeni yeni anlıyorum. Eskiden biliyorum derdim ne kadar yanlışmış sadece öğrenmeye çalışıyorum. Ben bu kadar eksikken nasıl fark edebilirdim gözlerindeki sıcaklığı? Ukala olmayı meziyet zannederken nasıl anlayabilirdim ki samimiyetini?
Ben daha yeni uyanıyorum. Yeni doğmuş bir bebek gibi etrafımı kendimi tanımaya çalışıyorum. Hani derler ya yanlış zaman da karşılaştık diye işte bizim ki aynen öyle ben kocaman cahil bir çocukken karşılaştık. Ben büyümeye başladığımdaysa sen, sevgin ve sabrın gitmiştiniz… Gitmişsiniz…

:angel: lilium :angel:

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •