Eski sevgiliye mektup – OturanBilge – Güncel Blog Sitesi

Eski sevgiliye mektup

sevgili eski sevgili;

bak mektubuma ne güzel esprili bir başlangıç yaptım. ama gel gör ki fazla efor sarf etmeden sadece parmaklarımın klavyeye dokunmasıyla ortaya çıkan bu espriler maalesef ruhuma ve bedenime manik depresif olaylar olarak geri dönüyor. bilmiyorum belki az sonra kuracağım cümleye çok kızacaksın, sinirleneceksin belki, belki diyeceksin ki finallerim öncesinde seninle uğraşamam veyahut -hala daha varsa- erkek arkadaşın kızacak bana. böyle yapmamalıydı yakışmaz erkek adama diyecek…ama tüm bunları göze alarak diyorum ki ben hala seni seviyorum ve sana aşığım be eskimeyen eski sevgilim. aslında nedir olay biliyor musun? senin sözlüğü takip ettiğini biliyorum ama denk gelecekte sen ”aa dur bir bakayım millet eski sevgiliye mektuplar başlığı altına ne entryler girmiş” diyeceksin ve benim sana yazdığım bu entryi okuyacaksın, düşük ihtimal. hem nickimi bile bilmiyorsun. ama belki biliyorsundur ondan emin değilim. belki sende beni hala seviyorsundur ve bir yerden denk gelerek nickimi öğrenmişsindir ve her gün hayvan aradan yazarın son entrylerini aratıyorsundur. bilemem. bildiğim bir nokta var ki ve bundan o kadar eminim ki sana son kez sarıldığım o gün göz pınarlarımdan ağır ağır süzülen o gözyaşı damlalarım ne kadar gerçek ve içtense bugün hala şu saniyede bile sana olan aşkım aynı derecede gerçek ve içten.

hani hatırlar mısın bilmiyorum ama geçen sene sıcak bir yaz gününde buluşmak için randevulaşmıştık. seni o köprünün başında beklerken hala ellerimin içi titriyordu ve heyecandan kalbim yerinden fırlayacak gibi çarpıyordu. seni karşımda gördüğümde de çocuklar gibi şenlenmiştim. bana sarıldığında üzerime değen o terinden hiç tiksinmemiştim. başkası olsa otuz defa elimi yüzümü yıkar tiksinir öksürür aksırır dururdum ama durum sen olunca içimde zerre tiksinçlik hissi olmamıştı. galiba ben seni o zamanda seviyordum.

belki farkındasındır ama biz ayrılalı 5 yılı aştı. dile kolay değil mi? ikimizde ayrı şehirlere üniversite okumaya gittiğimiz için yollar gibi gönüllerimiz de ayrılmıştı. aradan geçen zamanda ben orayı okudum bitirdim tekrar memlekete geri döndüm ama sen hala çok uzaklardasın bana. belki bunun da farkındasındır, ne zaman senin okuduğun o 3 harfli üniversitenin adını duyunca ister istemez irkiliyorum. ne zaman okan bayülgenin programını izlerken senin okuduğun üniversitenin adını söylediğinde -bir umut belki ordasındır sende diye- gözlerim stüdyoda seni arıyor. ne zaman yeni tanıştığım birisi bana seninle aynı üniversitede okuduğunu söylese acaba benim eski sevgilimi tanıyor mudur veya kampus de denk gelmiş midir diye düşünürken buluyorum kendimi ve bundan kendimi alamıyorum.

senden ayrıldım ayrılalı içimde ki aşk ateşini bir türlü söndüremedim kül haline getiremedim. çok uğraştım küllerin tekrar alevlenmemesi için ama yapamadım. sırf sana olan aşkımın bana verdiği ilhamlarla sana ithafen yazdığım entrylerimi başucu eserleri arasına soktum. 10 başucu eserimin 2’sini tamamen sana yazdım. onun dışında gene sana yazdığım onlarca şiir ve yazım duruyor. belki bunu da millet çok sevecek ve başucu eseri kategorisine girecek ama inan bana bunların hiçbirisini benim için önemli değil.

senin resimlerini klasör yaptım ve fonda o en sevdiğimiz grup olan veganın parçalarını çalarak ara ara bakıyorum resimlerine aynı anda da biramı yudumluyorum. öyle bir manyaklık derecesine geldim ki senden habersiz bir şekilde seni planlarıma dahil ediyorum ve senin haberin olmadan seninle evlenme hayalleri kuruyorum. anlatmak istiyorum sana içimde kopan fırtınayı. bir başka biri daha bu kadar sevilir mi ki? tam ”onu” buldum derken ”onun” ellerimin arasından kayıp gitmesini nasıl belirtebilirim ki sana. nasıl anlatabilirim ki dolmuşta yanıma oturan kızın tıpkı sana benzediğini? sesini duyduğumda acaba dediğimi? sokakta, durakta, dolmuşta gördüğüm herkesin sana benzediğini. işin en acı tarafı da ”senin” 5 yıl öncesine kadar ”benim” olduğundur. o okşadığım saçların, doya doya baktığım gözlerin, hafif dalga geçtiğim göbeğin, öptüğüm dudakların ve bir an fark ettim ki onların artık hiçbiri bana ait değil. eskisi gibi dokunamamam sana.

aradan geçen bunca sene sonunda artık aşkımın kalan küllerini de nehre döktüğümü sanıyordun değil mi? ama maalesef yanılıyorsun. o külleri söndüremediğinden ilk günkü gibi sıcak ve ilk günkü gibi kalbimi yakmaya devam ediyor. bunca seneye rağmen seninle telde her konuşmamda sesim yine çatallaşıyor, ellerim yine terliyor. kolay değil aradan geçen 5 seneye rağmen sana hala platonik aşık olmak.

kendine çok iyi bak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: