Görücü usuluyle evlenen üniversite mezunu erkek

öncelikle görücü usulü demek bir nevi lise zamanında arkadaşının tanıdığı kız/erkek kişisini göstererek beni onunla tanıştırsana demekten veya esra erol ya da zuhal topal’a çıkmaktan farklı bir şey değildir. bu noktada er kişinin ister üniversite isterse de lise bitirmiş olması pek fark etmiyor.

az çok türk aile yapısını biliyoruzdur hepimiz. zaten belli bir toplumsal kurallara bağlı olarak tamamen toplumun bize sunduğu kabın şekline girmek ve o şekilde yaşamak zorunda bırakılıyoruz. erkek kişiside eğer daha kendi ayaklarının üzerinde duramayan, kendi maddi ve manevi özgürlüğünü kazanamamış bir bireyse zaten saçınızı kestirme şeklinizden tutun çalışacağınız işe, görüşeceğiniz arkadaşlarınızdan tutunda neredeyse içeceğiniz biranın markasına kadar her şeyinize karışan dominant bir aile ve özellikle anneniz varsa başınızda, bu zülumden kaçmanız pekte kolay gözükmüyor. burada bilinmesi gereken en önemli nokta kişinin kendi tercihinin olması ve kendi aldığı bu sorumluluğun sonuçlarına gene kendi katlanacak olmasıdır.

bu noktada altı çizilen üniversite de okuma olgusunun açılımı şudur ki, burada belirtilmek istenen şey üniversitenin verdiği eğitimin kastedilmemesidir. üniversite yılları hayatın en güzel ve dolu yaşandığı günler olarak kabul edilir. kişi liseden sonra üniversiteye gittiğinde daha özgür bir ortamda bir nevi hayatın silumasyonunu yaşamaktadır. burada üniversiteyi ailesinin yanında değilde dışarıda okuyan erkek diğer erkeğe göre 1 adım öndedir. 4-5 bilemedin 6 yıllık üni yılı boyunca hayatı öğrenmeye çalışan erkek bu süre zarfı içinde nice kızla aşk yaşamalı ve ilişkiye girmelidir. işte zurnaın zırt dediği noktada burası olmaktadır. bakınız burada, badak , şurada, tanışamayan erkekler ve orada br mevzu vardır, üniversitede okurken sevgili edinememek

üniversitede aynı yastığa baş koyacağı bir hatun bul(a)mayan erkek için birazda olsa çanlar çalmaya başlamaktadır. yukarıda belirttiğim gibi insanın en sosyal olduğu (en azından değilse bile buna çabalaması elzem olan) ve karşı cinsle en çok muhattap olduğu yer ünidir. üniyi bitirdikten sonra askere gidip gelerek sonrasında iş-sosyal hayat-ev üçgeninde ki sosyal hayat açısına teyet geçecek ve o üçgenin sadece ikiz kenarlısı olan iş-ev arasında sıkışan bir dünyaya adım atmamanız işten bile değildir. günümüzde iş hayatı sosyal hayatı öldürdüğü için ve hayatın daha büyük bir kısmını kapladığı için çevresi daha da azalan ve kendini işe kaptırdığından adam gibi karşı cinsle flört etme şansı da kalmıyor. (burada aynı iş yerinden hatun bul diyebilirsiniz ama bazı iş yerlerinde açık açık çalışanların duygusal bir ilişki yaşaması yasaktır bile. git bara ortama ordan hatun bul derseniz bre öküz zaman mı var derim. ben dememde derler en azından. ayrıca, (bkz: barda bulduğunu barda kaybedersin) ve (bkz: internetten sevgili bulmak)

böyle bir üniden yeni mezun olmuş olan ve gerek ünide gerekse iş hayatında eş bulamayan erkek ailenin de baskısıyla ki bu baskı ender gelişen osasuna atakları gibi değildir daha baskıcıdır kendisini iyice hissettirir ve oğlunun mürüvetini görmek isteyen ve kucağına bir an önce torun atılmasını isteyen ailenin dolaylı yolla gireceği bir sirkülasyon sonucudur bu.

bir yerlerde halihazırda çizilmiş bir dolu hayat kalıbı vardır. nedir bu? buna göre, sekiz senelik bir ilkokul süreci bitirildikten sonra, liseden maksimum dört senede mezun olunmalı. lise diplomasının ele aldındığı dakikadan itibaren sene kaybedilmeden üniversiteye girilmelidir. oradan yine dört senede mezun olunup diploma alınmalıdır. daha üniversite diplomanızın üzerinde ki mürekkep kurumadan hemen br koşu askeri şubeye gidimeli ve 5 ay kısa dönem olarak vatana hizmet borcu da ödenmelidir. tüm bunlardan sonra bir işe girip çalışmaya başlanmalıdır. yapılacak son iş de uygun bir eş bulup evlenerek mutlu bir yuva kurmak, aynı zamanda krediyle ev ve araba almak, sonrasında çoluk-çocuk torun torba sahibi olmak ve o çocuklarla yazlık evinize giderek 1 hafta 15 gün gündüz denize girmek, akşamında da yazlıkta ki komşularınızla bütün gece rakı içerek okey oynamaktır ve bunun gibi şeylerdir…

(bkz: ted mosby sendromu)
(bkz: stratejik abazan)

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •