Hıttin Savaşı | OturanBilge - Güncel Blog Sitesi İçeriğe geç →

Hıttin Savaşı

Selahaddin Eyyubi’nin kurduğu ve 1171-1348 yılları arasında varlığını sürdüren Eyyübi Devleti’nin 1187 yılında Kudüs’ü Haçlılardan aldığı savaşın adıdır.

Savaş öncesi Seçluklular ve İslam Dünyası: 1157 yılında yıkılan Büyük Selçuklu’nun yokluğundan sonra Selçuklu atabeyleri ve diğer Müslüman devletler kendi aralarında çekişme halindeydiler. Kendi taht kavgaları ve Şii-Sünni çekişmeleriyle ve dönemin ağababası Selçukluların yıkılmasıyla kendi aralarında didişen Müslümanların bir birlik olamaması en büyük engel teşkil ediyordu. Büyük Selçuklular’ın Halep atabeyi Nureddin Zengi’nin ölümünden sonra bölgedeki İslam toplumları arasında yaşanan kısa süreli kargaşayı Selahaddin Eyyubi bitirmişti. Selahaddin Musul’u hâkimiyeti altına alarak bölgedeki İslam birliğini büyük ölçüde sağlamıştı. Selahaddin’in yaklaşık 177 yıl gibi kısa sayılacak bir devlet olan Eyyubi’leri bu savaşı kazanarak Türk Müslüman dünyasına büyük katkı sağlamıştı. Tarihin bir cilvesi olarak Eyyubileri yıkan Memlüklüler’de Ayn-ı Calut Savaşı’nda Moğolları durdurarak Müslüman dünyasına önemli bir katkıyı da onlar yapmıştı. Konumuza dönecek olursak aynı tarihte haçlıların cephesine bakacak olursak eğer; aynı dönemlerde Kudüs ve civarını ellerinde tutan Haçlı Krallığı’nda ise iç sorunlar mevcuttu. Kral ı. Amalric’in yerine geçen oğlu iv. Baudouin daha çocuk yaştaydı. tahtın vârisi konumundaki kız kardeşi Sibyl’in kocası 1177’de öldükten sonra Sibyl doğuya yeni gelmiş olan Guy de Lusignan ile evlenince, soylular arasında bazı hoşnutsuzluklar ortaya çıktı. cüzzamlı olan Baudouin’in de 1185’de hayatını kaybetmesinin ardından kral olan Guy de Lusignan’a tepkiler çığ gibi büyüyordu. İyi huylu kral cüzzamlı iv. Baudouin’in aksine Guy de Lusignan daha sert mizaca sahipti. kral olduğu günlerde Guy, Selahaddin’in gücünden çekinip kendisiyle saldırmazlık anlaşması yaptı. Bu Selahaddin’in de işine geliyordu ta ki Chatillon baronu Reynald’un Suriye’ye giden Müslüman bir ticaret kervanına saldırıp kimseyi sağ bırakmamasına kadar. burada Guy de Lusignan’ın kankası Renaud de Chatillon’a da ayrı bir parantez açalım. Renaud de Chatillon; zalimliğiyle ün yapmış şövalye. Hiçbir evlenme teklifini kabul etmeyen Antakya’nın dul naibesini kendine âşık eder bu hanımla evlenerek Antakya prensi olur ve görülmemiş zulümlere imza atar. Ermenilerle birlik olarak Kıbrıs’ta görülmemiş bir vahşet yaşatır. Haçlılar ve Müslümanlar arasında ne olursa olursa olsun düşmana ve değerlerine karşı gelişmiş bir saygı bulunmaktayken bu adam kural tanımayan, değerlere saygısız, yağmacı ve acımasızdı. Nitekim o ve adamlarının sivil bir kervana pusu kurup herkesi öldürmeleri Hıttin Savaşı’nın başlamasına sebep olarak gösterilir. Aynı saldırı da Selahaddin Eyyubi’nin kız kardeşini de esir alır ve tecavüz ederek onu öldürür. Selahaddin ise bu durumdan haberdar olunca savaşın fitili ateşlenmiş oldu.

Eyyubi Devleti’nin saflarında savaşan askerler

O dönemlerde Müslümanlar açısından okun önemi büyüktü. Müslümanlar meydan savaşlarında zırh kullanmaz ve genelde okçu hafif birliklerden oluşurdu. Müslüman ordusunda Tavaşiler denilen mızraklı askerler, hafif piyadeler, Türk süvarileri, Arap süvarileri, atabeyliklerden katılan piyadeler, atlı okçular (tatar yayı kullanan) ve gulaş süvarileri, orduya gönüllü katılan Arap ve fars piyadelerinden oluşuyordu.

Haçlı Devleti’nin saflarında savaşan askerler

Haçlılarda ise vurucu elit gücü sayıları 1500 ila 2000 arasında tahmin edilen ağır zırhlı şövalyeler oluşturmaktaydı. 20.ooo piyade ile çevreden toplanan hafif süvariler de haçlı ordusu içerisinden savaşacaktı. hospitaller şövalyeleri; ekseriyetle İtalyan kökenlilerin oluşturdukları ve savaşlarda kılıç, mızrak ve kama kullanan savunma aracı olarak ise zincir demir zırhları, demir miğferleri ve kısa üçgen kalkanları olan şövalyelerdi. (hospitaller şövalyeleri haçlı savaşları sonrasında Rodos ve malta kuşatmalarında Osmanlılara karşı savaşmışlardı.) templar (tapınak) şövalyeleri; şu meşhur tapınakçılar ise köken olarak bilhassa Fransızlardan oluşan tarikat şovalyeridir.

Ve savaş başladı…

Selahaddin Eyyubi vakit geçirmeden Raymond’un elinde bulunan Taberiye şehrini kuşattı. Taberiye’yi kuşatırken Raymond’u ve haçlıların Kudüs’ten çıkarak meydan savaşına girmelerini istiyordu. Bu yüzden Selahaddin, şehri kolayca ele geçirebilecek gücü olmasına karşın, işi ağırdan aldı. Aynı sıralarda Kral Guy da Raymond ile anlaşarak ortak bir askeri güç oluşturmaya başladı. Temmuz 1187’ye gelindiğinde iki ordu da hemen hemen tüm hazırlıklarını tamamlamıştı. Selahaddin Eyyubi her emiri tek tek görevlendirdi. Yapılan görev taksimatına göre Selahaddin merkez kuvvetleri kendi emrine alıyor, sağ kanadı kumandanı Takiyuddin’e, sol kanadı ise yine diğer bir kumandanı kök Böri’ye veriyordu. Tarihsel kaynaklar Selahaddin’in yaklaşık olarak 30.ooo civarında ordu topladığını belirtir. Haçlı ordusunun planı, bölgenin ana su kaynağı olan Celile’yi kontrol altına alıp Müslümanları susuz bırakmaktı. Ordunun merkezinde Guy, öncü birliklerin başında Raymond, artçı birliklerin başında ise Balian vardı. 3 Temmuz günü haçlı ordusu Saffuriye’den sabah erken çıkarak genellikle 4 saat çeken Tiberiyas yanındaki bu mevkiye, hiç bir su kaynağı bulunmayan bir yol takip ederek, gitmeye başladı. Selahaddin’in ufak pusu ve yan hücumlarıyla yavaşlayan haçlı ordusu ancak akşamüstü susuzluklarını gidermeyi planladıkları Tabariye golünü uzaktan gören bir sırta vardılar. Hıttin köyü bu sırtın altındaydı ve ilerisinde Tabariye gölü ve su bulunmaktaydı. Ama bu mevki ile bu su kaynağı arasında Selahaddin Eyyubi’nin ordusu bulunmaktaydı. Bu nedenle haçlı ordusu geceyi de susuz geçirdi. Haçlılar kendilerine yaklaşık 4 saatlik bir yürüyüş mesafesinde bulunan su kaynaklarını denetim altına alabilmek için sabah başlatılacak bir intikalin en geç öğleden sonraya kadar başarıyla tamamlanacağını düşünseler de, Selahaddin’in savaş planlamasını bu düşünceye göre şekillendirdiğinden haberleri yoktu. Evvela su kaynaklarının denetimine ve daha sonra da susuzluktan bitap düşecek Müslüman askerlerin üzerine saldırıp, Taberiye’yi Müslümanlardan temizlemeye dayanan haçlı planını Selahaddin’in erken bir hareketle onları ok yağmuruna tutması değiştirdi. 3 Temmuz 1187 sabahı harekete geçen haçlı ordusu intikale başlamasından hemen sonra Selahaddin’in okçuları tarafından ok yağmuruna tutuldular. Okçu süvariler seyyar biçimde pozisyon alıp, kümeler halinde ok atıyor ve tozu dumana katıyorlardı. Bu taktiği Medieval Total War oynayanlar iyi bilirler. Okçu süvarilerin daire şeklinde dizilmesidir. Yaptıkları planlama gereği 4 saatlik bir yürüyüşle su kaynaklarına ulaşacaklarını hesaplayan haçlılar çok ağır zırhlarının verdiği etkiyle zaman geçtikçe yoruluyor, o çöl sıcağında susuyor ve gerginleşiyorlardı. Henüz öğle saatleri gelmeden haçlı askerlerin su mataraları boşalmaya başlamıştı. Yorulan ve yürüyüşleri yavaşlayan haçlılar ancak akşamüzeri civarlarında Taberiye ve Saffuriye arasında yer alan Hıttin bölgesinin üst taraflarındaki bir yamaca tutunabilmişti. Karşılarında Taberiye gölü bulunuyordu ancak aradaki Lübye ovası boyunca Müslümanlar ordugâhlarını kurmuşlardı. Yani Selahaddin’in stratejisi eksiksiz işliyordu. Tüm bu şartlar altında her iki ordu 3 Temmuz 1187 gecesini savaş hazırlıklarını tamamlama çabasıyla geçirdi. Bununla beraber, Selahaddin’in askerleri haçlıların artçı birliklerini kuşatma altına almayı başardılar. Böylelikle haçlı orduları arasında sağlıklı bağlantı kurma imkânı zayıfladı. Susuzluktan ve Selahaddin’in kuşatma harekâtından bunalan haçlılar 4 Temmuz sabahı yeniden yürüyüşe geçtiler. Haçlı hareketlenmesiyle beraber Müslüman okçuların ok atışları tekrar başladı. Böylece ana muharebe de fiilen başlamış oluyordu. Göğüs göğse çarpışılacak mesafeye gelindiğinde haçlıların ağır zırhlı ve uzun mızraklı şövalyelerinden gözleri korkan Müslüman askerlerin moral motivasyonunu arttırmak isteyen Selahaddin ordunun safları arasında dolaşarak askerlerini teşvik edici konuşmalar yaptı. Müslüman askerler cesarete gelerek hücuma kalktılar ve haçlı piyade saflarını bozdular. Kök Böri’nin gönüllülerinden bir askerin haçlı ordularına yakın bir alandaki otları tutuşturup, haçlıları ateş ve duman içerisinde bırakması onları iyice zora soktu. Savaş düzeni bozulan haçlı piyadeleri yavaş yavaş etkisiz hale getirildiler. Süvariler ise Müslüman ordularının çemberini yarmaya çalıştılar. Raymond, Balian ve Reynald bunda muvaffak oldular ise de, Kral Guy etrafındaki 150 kadar seçkin şövalyesiyle Hıttin’in tepelerinden birinde direniş yaptılarsa da sonunda bu şövalyelerin hepsi ya öldürülüp ya da esir alındı. Haçlılar dağılmış, çoğu askeri ölmüş ya da esir edilmişti. Savaş tamamen bittiğinde Selahaddin bir otağı kurdu ve ele geçirilen haçlı soylular ile kumandanları huzuruna çağırdı. Bunların arasında Kral Guy ile daha önce Müslüman çemberini yaran ancak sonra yakalanan Reynald da vardı. Selahaddin, Kral Guy’a ve diğer soylulara nazik davranıp onları fidye vermeleri karşılığında serbest bırakmayı taahhüt ederken Reynald’a aynı biçimde davranmadı. Müslümanlara karşı kinini sıkça ortaya koyan ve Selahaddin’in kız kardeşini öldüren Reynald’ın infazını bizzat kendisi yaptı. Onun infazını da yeri gelmişken açıklayalım. Selahaddin’in esirleri arasında bulunan Kudüs Kralı Lüziyanlı Guy ile Chatillon’lu Reynald Selahaddin’in çadırına getirildiler. Burada Selahaddin krala kendi eliyle bir bardak su verdi. Kral da suyu içtikten sonra bardağı Raynald’da uzattı ve o da susuzluğunu geçirdi. Fakat Selahaddin tercümanına “krala söyle bu ihtiyar Reynald’a su veren kendisi olduğunu bilsin” dediği bildirilir. Zamanın geleneklerine göre bir harp esirine, onu esir alan kendi eliyle su verirse esirin hayatı bağışlanmış olmaktadır. Fakat Selahaddin Reynald’in eski ihanetlerini ve nefret uyandıran eşkıyalık hareketlerini af etmeyeceği gayet açıktı ve infazını kendisi yaptı. templar (tapınak) ve hospitalier (St. John) şövalyeleri de diğer haçlı askerlerinden ayrı bir muameleye tutularak infaz edildiler.

Bu savaştan kalan bir kaç soylu ve Sybillan başta İbelin’li Balian gibi onlarda dönüp Kudüs’ü savundular fakat sonunda İbelin’li Balian ile Selahaddin arasında yapılan müzakerelerden sonra haçlılar Kudüs’ü terk ettiler ve şehir tekrar Müslümanlar eline geçti.

Savaş sonucu…

-Savaşta haçlılar tarafından Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğine inanılan gerçek İstavroz Haçı da kullanıldı ve bu da Müslümanlar tarafından ele geçirildi.
-Savaşta haçlı ordusunun 17.000-20.000 kişilik zayiat verdiği ve tüm haçlı ordusunun yok edildiği söylenir.
-Bu savaşın yankıları duyulur duyulmaz Papa 3. Haçlı Seferi’ni göreve çağırmıştır ve dönemin efsane krallarından, İngiltere Kralı Arslan Yürekli Richard, Fransız ii. Philip ve Kutsal Roma İmparatoru kabasakal i. Frederick Barbossa çağrıya cevap vermiştir fakat yaşlı Frederik, sefere giderken Türkiye topraklarında yanılmıyorsam Göksu ırmağından geçmeye çalışırken atından düşer ve geçirdiği kalp krizi sonucunda ölmüştür.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Kategori: Tarih