Hong Kong’ta Neler oluyor?

1839 – 1984 ve ortak deklarasyon 1984- 1997 yılları arasında İngiltere tarafından yönetilip ardından Çin Halk Cumhuriyeti’ne devredilen Hong Kong’ta son aylarda sular durulmuyor. Ülkenin genç kesimi Çin tarafına karşı öfkeli. 1997 yılından bu yana geçen 22 yıllık sürede Hong Kong yönetiminde çeşitli sıkıntılar yaşandı ancak geçtiğimiz Haziran ve Temmuz aylarında yaşananlar uluslararası bir kriz boyutuna gelmiştir. “Tek Ülke İki Ayrı İdari Sistem” diye adlandırılan yönetim biçimi büyük sallantı içinde diyebiliriz.

Nisan ayında meclise gelen ‘’İade Yasası’’ Hong Kong İdare Meclisi’nde büyük tartışmalara yol açtı. İdare Meclisi’nde bu yasa için görüşmeler sürerken yasanın geçmesini isteyenler ve yasaya karşı olanlar arasında şiddet içeren kavgalar yaşandı. Bu kavgalar Haziran ayında sokağa yansıdı ve büyük protestoların başlangıcı oldu.

İade Yasası’na göre Hong Kong’daki zanlıların Çin’e, Makao Özel İdare Bölgesi’ne ve Tayvan’a iadesi kolaylaşacak. Hong Kong’lu muhaliflerin karara karşı çıkmalarının sebebi Çin’in yargı sistemidir. Halk, insanların keyfi gözaltına alınmalarına, adil olmayan yargı süreçlerine ve hatta işkenceye maruz kalacağı kaygısını yaşıyor.

Buna benzer krizler ve protestolar daha öncede yaşandı. ”23. Madde” değişikliği ile Çin Halk Cumhuriyeti rejimini yıkmaya yönelik her türlü siyasi örgütlenme ve etkinlikler yasaklanmaya çalışıldı. Bu karardan sonra ise 2014 yılında ‘’Sarı Şemsiye’’ protestoları yaşandı.

Protestolar sonucu Hong Kong Özel İdari Bölge Baş yöneticisi Carrie Lam ”Toplumda çok büyük fikir ayrılıklarına yol açtığı” sebebiyle yasal düzenlemenin askıya alındığını duyurdu. Bundan sonraki süreçte protestolar azaldı ancak bitmedi. Göstericiler, Hong Kong meselesinin 28-29 Haziran’da Japonya’da gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi’nde gündem olması için girişimde bulundu ama başarısız oldular. Konu, G-20’ye taşınmadı. 3-4 Temmuz’da, Hong Kong’un Çin’e katılmasının yıl dönümünde göstericiler meclisi bastı.

20 Temmuz Cumartesi günü tasarının askıya alınmasını yeterli bulmayan halk, ünlü isimlerin de içinde bulunduğu devasa bir protesto başlattı. Protestoların başında bölgenin en büyük aktivist grubu Sivil İnsan Hakları Cephesi var. Protestocular, tasarı tamamen iptal edilmesine ve 4 taleplerinin yerine getirilene kadar protestolarını devam ettireceklerini açıkladılar. Pazartesi günü ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, Hong Kong’da tüm taraflara itidal ve şiddete başvurmama çağrısı yapıldı. Açıklamada, şiddet haberlerinin “rahatsız edici” olduğu belirtildi. Bunun üzerine Çin Dış İşleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Çunying,  “Çin, kesinlikle herhangi bir yabancı gücün Hong Kong’a müdahale etmesine müsamaha göstermeyecek, herhangi bir yabancı gücün Hong Kong’u karıştırmasına izin vermeyecek.” açıklamasını yaptı. Çunying, ABD’ye ”bir an önce Hong Kong’a uzanan kara elini çekmesini” tavsiye etti. Tayvan Dışişleri Bakanı Joseph Wu, Hem Pekin’i hem de protestocuları suçlu göstererek şiddet olaylarının durdurulması ve demokratik seçimlere gidilmesi çağrısını yaptı.

Protestocuların sloganı “Bağımsız Hong Kong. Tasarıyı geri çek. Demokrasi istiyoruz. İtaat etmeyeceğiz” dir. 18 Ağustos’ta bir grubun, 21 Temmuz’da göstericilere saldırmasına gönderme yapan protestocular, “Polis, gangster ile el ele halka zarar veriyor” pankartları taşıdı.

Hong Kong'ta yaşanan siyasi ve toplumsal kriz etkisini arttırmaya devam ediyor. Olaylar nasıl başladı ve nasıl gidiyor. Sizin için derledik.

Öte yandan Çin Halk Cumhuriyeti bu protestolara karşı sert demeçler vermektedir. Hong Kong’un etrafında askeri birliklerini toplamaktadır. Sivil İnsan Hakları Cephesi grubu yetkililerinden Bonnie Leung, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çin askeri birliklerinin kasıtlı şekilde Hong Kong etrafında bulunduğunu savunarak Hong Kong’un 1989’da Tiananmen Meydanı’nda yapılan müdahaleyi hatırlayan tek yer olduğunu belirtti. Leung “Gerçekten birliklerin (Hong Kong’a) gönderilip gönderilmeyeceğini bilmiyorum. Ancak Çin’e şunu söylemeliyim, bu çok kötü bir strateji. Birlikler gönderildiğinde her şey sona erecek ve Hong Kong yok olacak. Bu sadece Hong Kong için değil Çin için de kötü olur” dedi.

Hong Kong’lu zenginler protestolara karşı sessiz bir tavır sergilemekte. Peter Whoo gibi milyarderlerin bazıları protestocuların ‘’bilerek zorbalık ‘’ yapmamaları gerektiğini söyledi. Bu tutumun Çin’in bu zenginler üzerindeki nüfuzu sonucu çıkabileceğini tahmin etmek mümkün.

‘’İade Yasası’’ protestoları halen sürmekte ve protestocuların yaklaşık 2 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor.

Kaynakça: www.stratejikortak.com asia.nikkei.com Anadolu Ajansı