İyi ve Kötü Günlerin Eşitliği

Bir şeyleri bilmek biliyor olmak bile kimi zaman insanın elinde olan bir şey değil. Yani insan isteyerek bilmiyor bazı şeyleri. Karşısına aniden çıkıyor. Tesadüftür ya da değildir ama bildikten sonrası da çoğu zaman acı verebiliyor. En iyisi her zaman göz kapamak kulak tıkamak olabiliyor. Ama bazen onu da yapamıyorsun. İster istemez öğreniyorsun. Öğrenince de önce şoka giriyor, sonra sarsılıyorsun. Ardındansa üzülüyorsun. Elinden bir şey de gelmiyor öyle çaresizce bildiğin şeyle başbaşa kalıyorsun. Hayır vardır herşeyde diyorsun, düşünüyorsun ama hayır getirecek kısmını göremiyorsun. O zaman da salak olduğunu düşünüyorsun. Halbuki öğrendiğin ve öğrendiğini çözdüğün zaman akıllı olduğunu zannediyorsun. Ama çözümsüzlük ve hayırlı olanı göremeyince de çöküyorsun. Bu sefer akılsız hissediyorsun kendini. Bu kısır döngü ile geçiyor bir süre.

Bazen de düşünüyorsun. Acaba günahların birikiminin sonucu olarak bu hayatta sana ödetilen bedel mi? Yoksa evrende herşey bir denge içerisinde ve bu dengede yaşanılan iyi günlerin ardından kötü günlerin gelmesinin kaçınılmaz olduğunu. Bu sefer de iyi ve güzel şeyleri yaşamaktan korkar oluyorsun. Hayat anlamsızlaşıyor gibi gelmeye başlıyor. İyi ve güzel olan şeyler seni eninde sonunda avucunun içine alıyor ve sana mutluluğu yaşatıyor. Mutluluğun sarhoşluğunun etkisi hafifleyince kötü şeylerin yaşanacağı dakikaların, saatlerin veya günlerin nereden, ne zaman, ne şekilde geleceğini düşünüyorsun ve korkuyorsun. Bir bakıyorsun ki o korktuğun başına gelmiş. Artık biliyorsun ki bu kötünün sonrasında iyi ve güzellikler gelecek ama sen yinede bunu yaşamaya korkuyorsun. Hayat bu şekilde bir kısır döngü ile geçip gidiyor.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •