Küçük Boyutlarda Yaşamayı Sevmek – OturanBilge – Güncel Blog Sitesi

Küçük Boyutlarda Yaşamayı Sevmek

Hayatınızda en son bahar temizliği yaptığınız zamanı hatırlıyor musunuz? evet dediğinizi duyar gibiyim. peki o zaman o bahar temizliği yaptığınız dönemde ”neden bu evde bu kadar çok eşya var” sorusunu sorup akabinde -evliyseniz- ev ahalisiyle -yalnızsanız- kendinizle kavga ettiğinizi de hatırlıyor olmalısınız. nereden geliyor bu kadar giysi, kıyafet, ilerde lazım olur yedeği bulunsun diye sakladığınız mouseler, kulaklıklar, playstation kolları, bilgisayar parçaları; ta 5 ayın öncesinden kalmış eski gazeteler ve sıkılırsam belki döner döner okurum dediğiniz ama nedense hiç okumadığınız uykusuz, penguen tarzı dergiler; yatıya extra misafir gelirse eğer onlar için saklanan ama nedense hiç bir zaman gelemeyen o extra misafirler ve dolayısıyla lazımda olmayan yastıklar, kilimler, yorgan ve yastık kılıfları; dolabınızdan ayıklamaya çalıştığınız 3 sene öncesinin kışından kalan montlar, artık küflenip paslanmaya yüz tutmuş t-shirt ve sweetler, pololar, montlar, zamanında rodiye girip ayıla bayıla aldığınız ve satış elemanı güzel hatununda gazını yiyip ”çok güzel oldu bu ya” dediğiniz ama dolabın tozlanmış tarafında unutulmaya yüz tutmuş pantolonunuz ve daha nice sayamadığım gereksiz fazlalık, hakikaten bu kadar fazla gereksiz eşya nereden geliyor olabilirdi acaba.

literatürde bir diğer adı minimal yaşam olarak geçen küçük boyutlarda yaşamayı sevmek ve bunu istemenin amacı yukarda saydığım nedenlerin sonucudur. küçük boyutlarda yaşamayı isteme nedeninin başlangıcı bahar temizliğinde yaşanan kargaşa ve tatsızlıklar anında kendinize verdiğiniz ”yok aga bu böyle olmaz evde ne var ne yoksa atacağım hepsini mınaskim” sözüdür işte. ama kendinize verdiğiniz bu sözü yerine getirme başarınız dış koşullarında elverişli olmasına bağlı olarak doğru orantılıdır. bunu açacak olursam eğer örneğin siz üniversitede okurken ailesiyle yaşayan bir öğrenci iseniz şuanda özgür değilsinizdir. ne zaman ki kendi maaşınızı kazanarak kendi kanatlarınızla uçmayı başarabilen bir yavru kuş olup kademe kademe yavru kuşluktan atmacaya terfi edersiniz ve işte o zaman kendi evinizde, kendi hayatınızda istediğiniz özgürlüğe kavuşarak ister halısız, yolluksuz, kilimsiz, pas passız bir salonda puff+playstation+tvyle eğlencenin dibine vurursunuz istersenizde aynı gereksiz eşyalar topluluğunu beyhude bir şekilde evinizde bulundurmaya devam edersiniz.

insanların kendi hayatları ve yaşayışları tamamen kendilerini ilgilendirip 2. tekil şahıslara pekte yorum yapmak düşmez, kişinin kendi bileceği iştir ama bu minimal yaşamayı seven ve isteyen insanların ortak bir özelliği vardır o da kontrol manyaklığı ve mükemmeliyetçi olmalarıdır. büyük ev ve çok eşyaların kontrol edilmesi zordur. stüdyo daire şeklinde bekar ve öğrenci evi candır, alan küçük olduğu için eşyaların hakimiyeti de tamamen sizin elinizdedir. siz bir beyhude eşyalar kulübü nün lordusunuzdur. sizden habersiz hiç bir çorabın teki diğer eşine satış koyup yatak odasında ki karyolanın altından size nanik yapamaz. eviniz küçüktür, tamamen size aittir ve kontrol edilebilirliği yüksektir. ailenizin yanındayken her gün hayatınızı mahveden beyhude eşyalar yoktur ve bu yeni evinizin de bok götürme olasılığı da çok yüksek değildir. elinizde kumanda, yanınızda yaşayacak kadar yiyecek, bira, cips, patates kızartması vardır, tek bir playstation, tek bir bilgisayar , tek bir puff, tek bir masa, tek bir yatak, tek bir çekmece vardır ve salonun neredeyse yarısını kaplayan yemek masası, üçlü ve tekli koltuklar yoktur, koskocaman karyolanız yoktur, komidin ve çekmece tarzı dünyanın en gereksiz buluşları yoktur, miladın öncesinden kalan ansiklopedi, dergi ve gazeteleri barındıran kütüphaneniz yoktur.

Sjackson

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: