The Shrine – OturanBilge – Güncel Blog Sitesi

The Shrine

genç kızımız işinde hırslı olan ve kariyeri uğruna insiyatif kullanarak patronunun verdiği emirleri yerine getirmeyecek kadar gözü kara bir gazetecidir. amerikadan kalkıp avrupaya -nedensen bana karpatlar ve romanya gibi gothic gelen- polonya da kaybolan turistlerin esrarını çözmek için gelirler. burada ki yerli halk tarafından pekte hoş karşılanmazlar. ölen genç adamın günlüğünde yazdığı notları ve beliren sisin esrarını çözmek için gıdım gıdım ormanın derinliklerine doğru giderlerken yerliler tarafından durdurulurlar.
bile bile lades dedikleri bu olsa gerek. aslında film türüne bir yenilik getirmiyor. ortaçağ avrupasında bile işlenen (bkz: cadılar zamanı) bilindik bir konuyu farklı bir bakış açısıyla işaret ediyor ve seyirciyi ters köşeye yatıran bir finalle sona eriyor. tam biz aklımıza ve dilimize gelen en gün görmedik küfürleri rahiplere ve halka saydırmaya başlarken bir anda filmin sn 30 dakikasında kelimelerimiz ağzımıza tıkılıyor. filmin konusu korku ve gerilim olarak geçtiğinden çokta korkacağım sanmayın. film korkudan daha çok macera ve gizem gibi olmuş. sis olayı ve sisin içinde ki heykel olayı güzel düşünülerek bir tutam bünyeye gerilim hissi yüklüyor ama onun dışında ki olay örgüsü star tv’nin gece yarısından sonra yayınladığı b sınıfı filmler macerasına bürünüyor.

ilk başlar durağan tempoda ilerleyen film polonyaya gelinmesiyle vites arttırıyor ve son 30 dakika da son sürat tempoyla gidiyor. ilk 20 dakikada filmi kapatmazsanız güzel ve heyecan dozu bir an bile düşmeyen bir film izleyebilirsiniz. son olarak filmle ilgili belki de tek sıkıntı milletin dile getirdiği gibi alt yazılı izleyecekseniz eğer diyalogların yarısından fazlasını anlayamazsınız. çünkü alt yazının sadece ingilizce kısımları tercüme edilmiş. geriye kalan polonya lehçesini tahmin etmek zorundasınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: