Tatsız Bir Hayat | OturanBilge - Güncel Blog Sitesi İçeriğe geç →

Tatsız Bir Hayat

 Tatsız bir hayat’ derken olumsuz bir şeyden bahsedecekmiş izlenimi veriyorum farkındayım 🙂 ya o tatsızlık; yağ oranı düşürülmüş yiyecekler, tuzsuz, şekersiz ve tatlandırıcısız şeylerden bahsettiğimi söylesem. İnanın bana bunları olumsuz olarak algılayarak kendimizi o psikolojiye sokmamız son derece yanlış. Bunları tüketerek o anı şenlendirmemiz güzel ama bir yandan gitmeyen yılışık yağlarla yaşamak durumunda kalıveririz.
Her yiyeceğin kendine göre bir karizması vardır. Bize o kadar çekici görünürler ki. Midemize indirmek için deli oluruz. İşte bu duydu ‘acımasız iştahlıktır’! O bir canavar. Hoşuna giden şeyleri arzulayıp duran psikopatın teki! Fakat kendini o kadar güzel tanıtıyor ki şaşıp kalırız ve kendimizi sürüklenirken buluruz. Kolumuzdan tuttuğu gibi çeker iştah açıcı yiyeceklerin(çikolatalar,ekler,pastalar,milk shake’ler,dondurmalar,çörekler,tatlandırılmış kahveler, gazlı içecekler, en sevdiğimiz ev yemekleri vs.) yanındayız işte can dostlarımız onlar kucaklayın onları hadi.
Bizim için asıl önemli olan şey nedir? Tadıdır değil mi. Ha pardon öncelikli olan görselliğidir. Tuvalet şeklinde dizayn edilmiş bir pasta iştah açabilir mi? (Çok açsan belki) Şimdi kendimize bu soruları soralım.


-Gerçekten vücuduma giren yiyecekler umrumda mı?
-Yemek yemek bir ihtiyaçtan çok zevk midir?
-Oturup çiğdem çitlemek beni motive ediyor mu? Onu yapmasam moralim bozuk olur mu?
-İştah açıcı tartlar önümdeyken yememek için kendimi durdurabiliyo muyum?
Daha binlerce soru sorulabilir bunlarla bağıntılı. Asıl önemli olan nedir biliyor musunuz? Kendimizi kontrol edememek! Midemize inen yemeklerle, doyduğumuz an arasında belli bir zaman geçer. Bu süre 15 dakikadır. Eğer ki kontrolü aşıp kendimizi kaybedersek yani hızlı yemeğe başlarsak doyma hissimiz etkisiz hale gelir. Doymayız bilakis daha çok yemeğe devam ederiz! Bunlar bilimsel gerçekler.
Amerikanın tüm imkanlarına rağmen çözüm bulamadığı tek şey nedir? Obezite! Göbeği sarkan ablalardan tut, turşu fıçısı halini almış koca kalçalı gençlere kadar şişman tonla insan yaşıyor orada. İmkanlar fazla derken “yemek çeşitliliği” bakımından fazla sanırım. Fast food liste başı. Bu insanlar sağlıksız yaşamayı seviyor mu dersiniz? Hayır şişman olupta gerçekten mutlu birini görmedim. Sadece alışmışlar ve hayatlarına böyle devam ediyorlar. Umarım aralarında bu saçmalığa son verenler vardır. Kesinlikle zor değil. Tamamen irade meselesi!
“Bugün yeni bir gün” demek için geç değil. Hiçbir zaman geç değildir. Pazartesi diyetlerinden bahsetmiyorum genelde devamı gelemeyen o lanet günü seçmeyin. Aklınıza yatan “bugünden itibaren değişime hazırım” dediğiniz an sizin ikinci defa doğduğunuz andır.
Kendimi seviyorum! Benim bedenim yağ depolama makinası değil! Hafiflendiğimi hissedebiliyorum.Bulutlara dokunmak istiyorum!
Bu cümleleri söylemeyeceksiniz. Yaşayacaksınız. İnanacaksınız. Hayatınıza yalnızca kendiniz müdahele edebilirsiniz. İçimizden gelen ses bizim menfaatimizi düşünen, kişisel zevklerimizi doyururken bir yandan şişmemize yol açan acımasız bir gerçektir. Gerçektir evet! İlla gözle görülür elle tutulur bir şey olması gerekmiyor. Duyuyoruz onu ve dinliyoruz. Sizcede buna son vermenin zamanı gelmedi mi?

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Kategori: Kişisel Yazılar