Türkçe’nin Bilimde Yeri – OturanBilge – Güncel Blog Sitesi

Türkçe’nin Bilimde Yeri

turkce-bilim-dili-yabanci-kelimelerKüreselleşme, daha tanıdık gelecek olursa eğer Globalleşme denen kavramın yaratıcıları, kültürel çeşitliliği, insanların özünü yok edip tek bir beyin yapısı, tek bir etik, tek bir kültür ve tek bir dil yaratmayı mı hedeflemektedir? Bilinmez. Ancak inkâr edilemez bir gerçeklik Türk toplumunu sularına katmış götürmekte: Dilimize başka kültürlerden kopup gelen kavramları çok çabuk kabulleniyor, bizden sayıyoruz ve bizden olanı üretmek için hiçbir çaba göstermiyoruz. Gösterilen çabaları gereksiz ve anlamsız buluyoruz, onların can kazanmasına engel olarak kendi dilimizi kendi ellerimizle diğer dillere mecbur bırakıyoruz.
Türk Dil Kurumu sitesinde yapılan çevirilerin yetersiz, uygunsuz ya da kulak tırmalayan tarzda olmadığını düşünmekteyim. Örneğin bir İngilizce öğretmeni adayı olarak incelediğim dilbilimi alanı kapsamındaki labiodental sözcüğü yerine diş dudak ünsüzü, homonym karşılığında eş sesli sözcükler, palatal fricative karşılığında fışırtılı ünsüz gibi çevirilerin kullanılmasını çok mantıklı buldum. Ya da eğitim alanında kullanılan critical thinking karşılığında eleştirici düşünme, intellectual maturity için düşünsel olgunluk, behaviorism için davranımcılık, associative learning karşılığında çağrışımlı öğrenme kavramlar yapılabilecek en kaliteli çevirilerin ürünleridir.


Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitim dili olarak Türkçe dışında bir dil kullanıyor olmamız sonucunda artık iki yönlü düşünebiliyor ve çağrışımlı sözcüğü yerine associative denildiğinde uyaran ile tepki arasındaki bağlantıyla ilgili bir şeyden bahsedildiği anlamını aynı şekilde çıkarabiliyoruz ya da bir öğretmen “ Yarın ofisimde buluşalım, sana paper-ın için feedback vereceğim, ama şöyle söylemeliyim ki essay yazarken daha fazla critical thinking yapmalısın.” dediği zaman biz hiçbir şekilde duraksamadan verilen mesajı algılayabiliyoruz. Peki aynı durum ikinci bir dile sahip olmayan insanlar için de geçerli midir, işte sorgulanması gereken asıl soru budur.
Bilimi ilerletmek ve ülkemizi geliştirmek hedefindeysek, herkesin anlayabileceği dilden, anadilimizle konuşmamız gerekmektedir. İnsanoğlu ilk doğduğunda her dili öğrenebilecek bir beyin yapısına sahiptir, yani bir bebek Çin’de büyürse Çincenin, Amerika’ da büyürse İngilizcenin gerek ses, gerek dilbilgisi yapısına uygun bir şekilde o dilde gelişim gösterecektir. Biz Türk nesli olarak Türkçenin dil yapısına sahip bireyleriz ve her türlü bilimsel terimin, dilimizin ek alma, ses uyumu ve benzer koşullarına uygun olarak Türkçe karşılığını yaratabiliriz.
Problem bu kelimelerin üretilmesinde değil, toplum tarafından benimsenme aşamasındadır. Örneğin selfie sözcüğü yerine özçekimin kullanıldığı ilk zamanlarda genç nesil bunu komik bulup kullanmak istemedi, ancak medya aracılığıyla gerek reklamlarda gerek ünlü kişilerin sosyal medyalardaki paylaşımlarda bu sözcüğü aktifçe kullanması üzerine artık selfie sözcüğü yerini özçekime bıraktı ve toplum bu sözcüğü oldukça benimsedi. Aydın Köksal’ında önerdiği gibi yeni bir terim üretildiğinde güncel tutulmalı, tıpatıp bir çeviriden ziyade o kavramı karşılayacak mantıklı bir karşılık bulunmalı, Türkçeye uygun eklemeler yapılmalı ve kulağı tırmalayacak fazlalıklardan kaçınılmalıdır.
Atatürk’ün amacı dilimizi özüne kavuşturmak ve bilim alanında gelişme gösterebilmemiz için işimizi kolaylaştırmaktı. Bir matematikçi Arapça yada Farsça kelimeleri ezberlemeye çalışmak yerine bunların Türkçemizdeki karşılığını bildiği zaman daha büyük bir başarı gösterir. Bir eğitimci İngilizce kavramlar üzerine çaba harcayacağına bu kavramların Türkçe karşılıkları ile hareket ederse eğitim bilimi alanında daha büyük yol kat eder. Bu nedenle ben Türk Dil Kurumu’nun çevirilerini değil, bu çevirilerin benimsenmesini sağlayacak çabayı ve kaynakları yetersiz buluyorum ve neslimizin diğer kültürler etkisinden çıkıp kendi özüyle, özünün bilinciyle hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Dodo

Oturanbilge.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: