Ukrayna: Cenneti Gördüm

11 günlük Ukrayna maceramın başlarındayım. Şu ana kadar Ukrayna’yı tanımlayacak tek kelime bulursam “huzur”. Burası huzurun başkenti.

Vizesiz Ukrayna’ya her giden kendini bir anda Ukrayna ataşesi ilan ediyor ama benim hikâyem farklı.

Olay sadece kızların güzelliği veya cinselliğe kolay ulaşım değil. Ukrayna kızları amaç değil araç olmalı. Esas amaç olan, her tarafı yeşillerle çevrili Kiev’in huzurunu hissetmek olmalı.

* Kiev için parkın içine kurulmuş şehir desek doğru olur. Adamların her tarafı yeşil park. Özellikle Podil bölgesinde bildiğin ormanlar başlıyor.

* Havaalanından başlamak üzere tüm çevrenizin hiç bilmediğiniz bir dili konuşmalarını duymak en başta sizi yadırgıyor. Sokakta, kafelerde, parklarda, alışveriş merkezlerinde herkes sizin anlamadığımız dili konuştukları için ilk başta uzaydan gelmiş gibi hissediyorsunuz ama 2 güne alışıyorsunuz.

* Para ve huzurun doğru orantı olmadığını anlıyorsunuz. Bizde şuanda 1 dolar 7 TL iken Ukrayna’da 1 dolar 28 uah(yani Ukrayna grivnasi) ama buna rağmen, halk bizden de fakir olmasına rağmen çok mutlu ve huzurlular.

* Suriyelisiz, apaçisiz, kekosuz, kirmançisiz ve sarıklı it kopuksuz sokaklarda dolaşmanın tadını alıyorsunuz. Bilmiyorum belki de Kiev’de de bizdeki apaçi gibi oluşumlar vardır ama trafikte sıfır kornasız ve gürültüsüz bir ortamın huzurunu hayal edin.

* Turist kazıklama gibi bir dertleri olmadığı için mekanlarda, kafelerde, alışverişlerde gözünüz arkada kalmıyor. Özellikle kafelerde garsonlar bizdeki gibi baskı kurmuyor.

* Kiev iyi hoş ama şu altgeçitleri labirent gibi. Burada eski Sovyet Rusya mimarisi olduğu için yolların hepsi 4 gidiş 4 geliş 8 şerit. Karşıdan karşıya yolu kullanarak geçmek yasak. Yasak olmasa bile 8 şeritli yolda nereye geçiyorsun. Haliyle üst geçit diye bir kavram da yok. Buradaki altgeçit kavramı da pasaj mantığında.

11 gündür buradayım ama hala daha şu altgeçit mantığını çözemedim. Labirent gibi. A noktasından yolun karşı tarafı olan b noktasına gidiş için ya hak diye bir dalıyorum altgeçite z noktasından şehrin diğer ucundan çıkıyorum. Her seferinde en alâkasız yerden çıkıyorum.

* Çok yardım severler. Kadını, genci, yaşlısı sıfır İngilizce bilseler bile size yardım için yarışıyorlar.

* Her köşe başında bulunan kahveciler insana mutluluk veriyor. Özellikle Antonovicha St. Deki lviv handmade chocolate kafesine uğramadan ve buradaki çikolataları denemeden Ukrayna’dan ayrılmayın.

* Dönüşlerde yayaların değil araçların ilk önce muhakkak yayaya yol verdiği bir şehir. Biz Türküz tabi. Araba sizin için durunca şaşırıyorsunuz ve ister istemez siz arabaya yol veriyorsunuz.

* Her köşe başında birbirinden şahsına münhasır kahveci olunca neden burada starbucks olmadığını anladım. Adamlar kahve kültüründe Starbucks’ı donunda sallıyor.

* Yolunuz buraya düşerse muhakkak lviv handmade chocolate kafesine uğrayın. Çikolatalı çay ve özel lviv handmade chocolate kahvesini deneyin. Tatlı ve kahve çeşidi o kadar fazla ki 2 saat menüyü inceliyorsunuz.

* Genelde yediğin içtiğin senin olsun sen gezdiğin yerleri anlat derler ama yemek kültürü o ülkenin görülmesi ve anlatılması gereken en önemli kültürlerinden birisidir ve buraya gelecekler için rehber olur.

Eğer yolunuz buraya düşerse 3-b burger kafeye gelebilirsiniz. Breakfast and brunch tan ziyade akşamüstü bar/restaurant şeklinde bir mekân. Fiyat performans mekânı.

Ben kahvaltı niyetine New York usulü beef steak ve buraya özgü lviv White lion beer söyledim. Kanlı olmasın isterseniz medium-well demeyi unutmayın.

Not: Biftekler, burgerler, yemekler süper ama adamlarda ekmek kültürü yok. Bizim gibi ekmek arası pide yiyen kültür için alışması zor oluyor.

Burada kahvaltı beklerken aklınızdaki Türkiye’de ki kahvaltı imgesini tamamen unutun. Burada kahvaltı en fazla kruvasan ve kahve oluyor.

Ayrıca birçok yemekte “pork” yani domuz eti mevcut. Sipariş verirken bunu dikkate alın.

* huzur demişken en önemli şeyi unutuyordum. Başımızda malum kişinin olmadığı ve onu duymadığınız bir şehirde yaşamayı kim istemez ki.

* Kiev iyi hoş ama en büyük eksiklikleri dünyanın her yerinden bu kadar fazla turist çeken yerde biraz daha İngilizceye abanmaları lazım.

Kiev’de ki arkadaşlarıma neden İngilizce öğrenmiyorsunuz, okulda öğretmiyorlar mı diyorum. Öğretmez olurlar mı ama İngilizce çok zor bir dil. şimdi kim uğraşacak the past continuous tense, the present perfect tenselerle yiğidim diyorlar.

Yani Kiev’dekilerin İngilizce konuşma ihtimali Yozgat halkının İngilizce konuşma ihtimaliyle aynı.

* Kadın-kız olayına da değineyim. Nasıl ki Hollywood her türkü fes takıp deveye binen sarıklı cüppeli gibi tasvir etmesi yanlışken, koca bir milleti de açık kerhane gibi tasvir etmek doğru değil. Tamam, Ukrayna kızları sevgisini daha fazla belli ediyor ve el alem ne der, konu komşu ne der, annem babam ne der gibi saçma şeylere maruz kalmadığı için eğer onlarda sizden hoşlanmışlarsa cinselliği daha kolay yaşayabiliyorsunuz. Ama bu demek değil ki sokaktan kız çevirip dakikasında eve atıyorsunuz.

Uzun lafın kısası, 11 günlük maceramın daha en başı bile beni bu kadar fazla etkiledi imkânım olursa ben Kiev’ e taşınmak ve burada yaşamak isterim.