Eski sevgili – OturanBilge – Güncel Blog Sitesi

Eski sevgili

aradan 5 sene geçmiş olmasına rağmen ona hala platonik aşık olmak. sevgiliden ayrılmadan önce son kez ona sarıldığınızda göz bebeklerinizden hoyratça kopup gelen göz yaşı damlasına engel olamazsınız. yanağınızdan yavaş yavaş süzülerek inen damlanın her bir milimi belkide aradan geçecek 5 seneyi ve acıyı temsil ediyordur. her bir milim bir sene, geçen o her bir senede de daha fazla milimetre. göz yaşı damlanız dudak hizasına geldiğinde eliyle göz yaşınızı siler ve tamam artık ağlamamalısın diyerek sizi teselli etmeye çalışır. ayrılık vakti gelip çatmıştır. sevginizi bir sandığa koyarak bir daha hiç açılmama umuduyla kalbininiz en derinliklerine gömersiniz. üniversite okumak için ayrı şehirlere gitmek lazımdır. onun üniversite için istanbula sizinde balıkesire gitmeniz gerekmektedir. bundan sonra sizin için zorlu bir süreç başlar. araya kilometler girince sevginin de desibeli düşermiş derler değil mi? peki düştü mü? hayır.

aradan belli bir zaman geçer ve yeni hayatınıza alışmışınızdır ama aklınızdan da bir türlü onu çıkaramazsınız. bir gün elinize telefonu alırsınız. rehbere girerek onun ismini bulursunuz. isminin üstüne geldiğinizde kalbiniz şu lanet yeşil tuşa bas ve ara diyerek size emirler yağdırır ama buna rağmen eliniz engel olur. daha fazla dayanamayarak 5-6 sayfalık bir mesaj atarsınız. 2 gün tel elinizde uyuduktan sonra bir mesaj alındı uyarısı gelir. kalbinizin ritimleri hızlanmıştır. mesajı açtığınızda o hain kilometreler size nanik yapar. üzüntünüzü içinize atarsınız ve içtiğiniz biraların sayısı çarpı 2 olur. aslında ona kızamazsınız. uzak mesafe ilişkisi kolay değildir, bu olamaz.

günler haftaları haftalar ayları aylar yılları kovalar ve sıcak bir yaz gününde ayrıldıktan sonraki ilk buluşma günü ayarlanır. buluşma yerine gittiğinizde kalbinizin sanki derinizi yırtmak istercesine özgürlüğüne kavuşup sizden önce buluşma yerine gitmek istediğini hissedersiniz. onu gördüğünüzde nefesiniz kesilir gibi olur. bütün fethiyeyi ayaklarınız altında gören bir cafeye gidersiniz. cafeye gittiğinizde yıllarca size nanik yapan kaderiniz bu sefer bir jest yapmak istemiştir ve mekanda sizden başka pek bir insan yoktur. biraların siparişini verdikten sonra muhabbet başlar. beyniniz muhabbet boyunca bazı kelimeleri adeta mimlemiştir. ” aşk” , ”sevgi” , ”yeni” , ”erkek” , ”arkadaş” gibi kelimeleri kullanmazsınız. biralar bittiğinde bir kez daha ayrılık vakti gelmiştir. dejavu yaşamamak için dudağınızı kanatırcasına ısırarak, göz yaşınızın kuruması ve damla gelmemesi için adeta içinizden dua edersiniz. bu sefer ağlamamalısınız.

aradan geçen yıllarda hayatınıza yeni kişiler, yeni kızlar, yeni ilişkiler girmiştir. ama hiç biri onun yerini tut(a)maz. ondan sonra öptüğünüz hiç bir dudak size bal gibi gelemez, ondan sonra tuttuğunuz hiçbir el kalbinizin çarpmasını hızlandıramaz. tüm bunlardan keyif alamayınca artık yeni bir kız ve yeni bir sevgili arayışlarında da bulunmazsınız. bazen bilgisayarınızda onun resimlerine bakar, arka fonda çalan vega parçalarıyla birlikte biranızı daha sık yudumlayarak içinizden o kilometrelere küfürler edersiniz.

yıl olmuştur 2012. aradan geçen bunca sene sonunda artık aşkınızın kalan küllerini nehre döktüğünüzü sanıyorsunuz değil mi? ama maalesef yanılıyorsunuz. o küller söndürülemediğinden ilk günkü gibi sıcak ve ilk günkü gibi kalp yakmaya devam ediyor. bunca seneye rağmen onunla telde her konuşmada ses yine çatallaşıyor, eller yine terliyor. kolay değildir aradan 5 sene geçmiş olmasına rağmen ona hala platonik aşık olmak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: