Keloğlan Kara Prense Karşı

öncelikle tayfun güneyer’i bu başarısından dolayı kutluyorum. aylardır bekliyordum. hayatımda izlediğim en kötü türk filmleri listesinde hangi türk filmi no ofsayt adlı filmi geçecek ve listenin yeni 1 numarası olacak derken bu film çıktı karşıma. ve kısmet bu filmeymiş.

daha filmi izlemeden önce gerekli tüm hazırlıkları yapmıştım. 1-2 saatlik tayfun güneyer işkencesine başlamadan önce tüm ahali ve eş dosta haber verip eğer benden 2 gündür tweet alamazlarsa fbı’a haber verin diye salık vermiştim. ve gene de her ihtimale karşı yanıma tayfun zehrine panzehir olarak bir tutam how ı met your mother ve cem yılmaz dvdlerini hazır tutuyordum ki ters giden acil bir durum olursa direk müdahale edeyim diye.

aslında bu filmin belkide tek olumlu tarafı film hakkında yorum yazarken insanın spoiler verebilirim tedirginliği yaşamayıp rahatça yazmasıdır. çünkü filmde spoiler vermeyi hakedecek herhangi bir diyalog, konu, olay, atraksiyon ve hatta karakter yok. belki direk filmin sonunu söyleyerek insanlık namına hayırlı bir iş yapıp sizi bu filmi izlemekten vazgeçirirsem iyi bir hareket bile yapmış olabilirim. keloğlan kara prense karşı filmi hakkında ilk yorumum şudur, tayfun güneyer halka ve taxi driver esprilerine eminim sadece kendi gülmüştür. üstüne çok zekiyim taxi driver ve halka’ya ne de güzel selam çaktım ve araya esprisini sıkıştırdım diye böbürlenmiştir. film bünyeye baya ağır geldiğinden dolayı kesik kesik molalarla izledim. her mola sırasında nabzımı ve kalp atış ritmimi ölçtürdüm.

okuduğum ve duyduğum bazı yorumlar bu filmi çıplak silah, mr. bean, korkunç bir film serileri ve tüm lesi nielsen filmleri kategorinde değerlendirmiş ama tamamen yanlış olmuş. absürt komedi bu değildir. kahpe bizans bile bu filmin yanında 11 oscarlı titanik filmi kalır. eğer filmin senaristi ve yönetmeni -aa gene aynı isim karşımıza çıktı, tayfun güneyer- kendini les nielsen’e veya korkunç bir film serilerine gülen buna da güler diye savunacaksa ona bu monitörden domates atarım.

bu filme -13 uyarısı koysalardı cuk olurdu. çünkü film tamamen 13 yaş altı veletlere hitap ederken 13 yaşından büyükler izlemesin bünyede derin tahribatlara neden olabiliyor. filmde herhangi bir konu aramayın neydi acaba konusunu bilsem ona göre izlesem diye. the naked gun tarzı her filmi tiye alalım mantığında ve arka arkaya sıralanmış skeçler gibi.

son olarak oyunculuğa değinecek olursam mehmet ali erbil hakkında sanırım bir şey yazmama gerek yok. klasik bizzat kendisi. ahu türkpençe bundan 6 yıl önce 2005 yılında nasıl oynayabilirmişse öyle oynamış. özcan deniz’in oyunculuk kapasitesi bu. ondan daha fazlasını beklemek haksızlık olur. mehmet polat filmde tam bir jack sparrow taklidi yapmaya çalışmış ve sonunda filmin o yıllarında meşhur olan şesu karakteriyle bitirmiş. sizde izlerken mehmet polat’a ayrı bir dikkat edin tüm filmi kötü bir johnny deep çakması olarak oynamış. iyi seyirler…

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •