Kod Adı: Olympus

Filmin yorumuna, boşuna denmeyen ”madalyonun iki yüzü” vardır sözüyle başlamak istiyorum. Buradaki Amerikan Madalyonunda! sözünü ettiğim iki yüzden birincisi; filme saf aksiyon ve sahnelerdeki görsel şölen olarak bakarsanız eğer 10 üzerinden 9’luk bir puanı hak etmektedir. Eğer filme madalyonun diğer yüzü olan senaryoda mantık ve kurgulama açısından bakacak olursanız film daha ilk sahnelerinden verdiği frikikle 10 üzerinden 3’ü haketmektedir.

Amerikan Başkanı’nın yakın koruma ekibinin liderliğini yapan Mike Banning (Gerard Butler) isimli gizli servis ajanı işinde olduğu kadar başkan (Aaron Eckhart) ve ailesiyle olan ilişkilerinde de başarılıdır. Başkanla boks idmanı yapmakta, başkanın eşi ile şakalaşabilmekte, hatta başkanın oğlu tarafından, arabada babasının yanında oturmaya tercih edilebilmektedir. Başkanın eşinin öldüğü bir trafik kazasında Başkan’ın hayatını kurtarmış olsa da ekibin lideri olduğundan fatura Mike’a kesilir. Kızağa çekilen Mike’ın karısıyla ilişkileri de eş zamanlı olarak bozulmaya başlamıştır. Kazanın üzerinden on sekiz ay geçmiştir ve her şey kötüye gitmekte, onunla karşılaşan çaylak gizli servis elamanlarının bile alay ettiği bir figür haline gelmektedir. Bir gün başkanlık konutunun teröristler tarafından ele geçirilmesi ve başkanın esir alınmasıyla, Pentagon ve Amerikan Genelkurmayı’nın elinin kolunun bağlı kaldığı bir ortamda Mike sahneye çıkar ve herkese gününü gösterir derken bu uzun paragrafta ele avuca tutulur sadece 2 kelime vardır. Gerald Butler ve Morgan Freeman’ın oyunculuğunu saymazsak film Star veya Tv-8’de gece 10’dan sonra çıkan C sınıfı filmlerden tamamen farksızdır. Yukarıda belirttiğim gibi öncelikle madalyonun kötü tarafından bakacak olursak eğer; film artık klişeleşmiş terörist saldırılar ve sonucunda çıkan bir Rambo’nun tüm düşmanları öldürerek başkanı ve ülkesini kurtarması üzerine kurulurken ve dahi nükleer patlama için geri sayan saat klişesi bile filme konulmuşken bu filmi ekürilerinden ayıran tek özgünlük bu sefer saatin son 1 saniye kala değilde son 3 saniye kala durması olmuştur. Tek adamın bütün çekik gözlü ordusunu yenmesi, Washington DC üzerinde sanki kağıt uçakmış gibi rahatça dolaşan uçak, 13 dakika da ele geçirilme, sığınak protokolünün ihlali, 3. şifre olayı ve şimdi burada spoiler’a girmesin diye sayamayacağım nice mantıksız hatalar silsilesi…Filme tüm bu God Bless America, mantık hataları ve artık üzerine espri yapmanın bile klişe olduğu bütün Hollywood klişelerini yok sayacak olursanız eğer madalyonun diğer yüzü olarak saf aksiyon, bol çatışma ve özellikle uçaklı katliam sahneleri açısından gayette izlenecek bir film olmuştur. Son notlarım, google’da bakınız ”Ac-130” uçağına ki Call of Duty oynayanlar iyi bilirler ve 2 seneye kalmaz Kanal D bu filmi verir. Boşuna sinemada izlemeyin.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •