Oscar goes to Pistorius

Oscar goes to Pistorius!

2012 Londra Olimpiyatları boyunca bu ismi belki duymuşsunuzdur. Eğer hiç işitmediyseniz lütfen Oscar Pistorius ismini bir kenara not edin. Oscar Pistorius azmin ve sportmenliğin simgesi olarak tarihe kazınmıştır.

Bir çok defa size azim ve istemekle ilgili örnekler verdim duydum. Forrest Gump’tan tutun, One Last Thing’e kadar… Ama tüm bu filmler birer Hollywood senaryosuyken Oscar’ımız canlı kanlı haliyle kendi hayatının ve olimpiyatların en güzel Oscar’lık senaryosunu yazıyor.

”Bacakları olmayan en hızlı şey” in en büyük hayali nedir biliyor musunuz? 4X400 bayrak yarışının finalinde koşmaktı. 4×400 bayrak yarışı elemelerinde takım arkadaşının bayrağı düşüp elenmesiyle elleri boş kalan Oscar’ın en büyük hayali bir kesintiye uğramış gibi gözükürken ülkesi Güney Afrika itirazda bulunarak Kenya’nın sporcularını düşürdüğünü ima etmiş ve çıkan kararda Oscar için en büyük dileği ve hayali artık gerçeğe dönüşecek.

Oscar goes to Pistorius derken olimpiyat ruhunun ne olduğunu, kazanmak-kaybetmenin manasını ve en önemlisi azmin ve inanıp istemenin ne kadar önemli olduğunu bizlere anlatmıştır. Her zaman derim; inanmak dünyanın en güzel şeyidir eğer siz inanmışsanız olay bitmiştir. Oscar’da 4×400 bayrak yarışı finalinde yarışmaya inanmıştı ve önüne çıkan ”ampute” engelinden daha büyük bir engel olan finalde yarışamama olayını birazda evrenin torpiliyle üstesinden geldi.

Size son bir tavsiye: Oscar Pistorius’un 4×400 bayrak finalini ve en büyük dileğini gerçeğe dönüşmesini izlerken aynı zamanda eş zamanlı olarak The Last Thing filmini izleyin ve ondan sonra hayallerinizin peşinden gerekirse Amerika’ya kadar koşun.

Run Oscar run…

Sjackson

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •