Twitter neden bu kadar popüler oldu?

twitter’ın bu kadar popüler olup sevilmesinin nedeni aslında çok basit bir mantığa dayanmaktadır. cem yılmaz’ın showun’da dediği gibi ”haydi aynı frekansta olmalıyız, espriyi aynı anda anlayıp aynı anda gülmeliyiz” dir tüm olay. işte bu ”Ben gülüyorum hadi bak sende sende” de ki o aynı frekansta olmalıyız sinerji ve elektriğini twitter bir mıknatıs gibi kendi kutup noktasında topladığı için bu kadar sevildi. peki nedir bu sinerji? çok basit bir örnekle açıklayalım. twitter’dan önce okan bayülgen izleyen adam; programda sevmediği bir konuk çıkınca veya telefonda ki konuklar salak salak konuşup okan’ın gene telefonu seyircinin yüzüne kapatmasını isteyince veyahut okan’ın yaptığı keskin zekalı ince esprileri ya da aziz kedi, enes, özgür gibi adamların malumatufuruş köşesinde ki belli bir kesime hitap eden özel jargonlu esprileri görüp anlayınca, işte bu ”ben bunu anladım hadi bak sende sende aynı zekada olmalıyız” dürtüsüyle reklam arasında ekşi sözlüğe koşup , yazar olanlar girdiği entrylerle, diğerleri girilen entryleri okuyarak bir parça bu sinerjiyi sağlıyorlardı. ama bu ”aynı frekansta olduğumuzu gösterelim” olayı sadece sözlüklerle sınırlı kalıyor ve facebook kullanıcılarına böyle bir imkanı sağlamıyordu. işte twitter geldikten sonra ve twitter’a türk ve yabancı ünlülerden neredeyse yarısından fazlası gerçek kimlikleriyle katılınca psikolojik olarak bu ”hadi ben gülüyorum sende sende” mantalite tatminini sağlamış oldu. gene okan bayülgen izleyen adam, örnek olarak önder açıkbaş’a garezi olan adam, programa o adam her çıktığında bunun sinirini twitter’a yazarak boşalmakta ve twitter’da ki TT (Trend Topic) de önder açıkbaş’la ilgili kendisinin düşüncesine paralel olarak o kişi hakkında negatif yorumları okuyunca ”Aynı frekansta” olduğu kişileri görüp mutlu oluyor ve bununla deşarj oluyordu. gene okan’ın canlı yayında twitter’ı sürekli kontrol edip kendisine atılan tweetleri okuduğunu görünce interaktif olarak bire bir okan bayülgen’le iletişime geçtiğini görünce twitter’a iyice bağlanıp onu sever hale geldi.

örnekte baya bir okan bayülgen üzerinden gittik ama aynı şeyi beyaz show içinde söyleyebiliriz. hatırlarsınız önceden beyaz canlı yayında belli bir bölgede oturanlardan işaret verildiği anda ışıklarını açıp kapatmasını istiyordur ve ne kadar fazla evden ne kadar fazla katılım olursa canlı yayında inanılmaz bir sinerji oluyordu ve bu da, başta ben olmak üzere, insanların ”aynı frekansta” buluştuklarını görünce mutlu oluyorlardı. insanlar için bu ışıkları açıp kapatma işi twitter geldikten sonra, beyaz show veya konukları hakkında yazılan ortak tweetler, TT’deki olaylarla aynı frekansta ve düşüncede olduğunu görünce de gene aynı tatmini yaşıyordu. bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür ama olayın çok basit psikolojik mantığı budur.

twitter; bünyesinde barındırdığı bir çok ünlüyle birlikte anlık ve interaktif olarak seyirciyle ve seyircilerin birbiriyle iletişime geçmesini sağladığı için insanlar ”bak işte gördün mü ben güldüm sende güldün holey aynı frekanstayız” duygusunu yaşattığı için bu kadar popüler oldu. bir çok dizinin yayınlandığı sırada hash taq yaratması, canlı yayınlanan programlarda sunucuların bir yandan twitter’dan tweetleri okumaları hep bu mantığa dayanmaktadır. eğer ki bu tatminlik duygusunu insanlara twitter değilde formspring.me veya hi5 sağlasaydı bugün insanlar ve ünlülerin birçoğu twitter yerine o sitelerde olur ve o siteler popüler olurdu.

son olarak buradan facebook mu twitter mı olayına da bir vurgu yapalım. gazetede okuduğum bir habere göre facebook’un muhtemelen 2020 yılında miladını dolduracağı söyleniyor ama bana göre tamamen yanlış bir öngörüdür bu. Facebook’un artısı; Msn, myspace, formspring.me, chatroulette.com, hi5, coachsurfing.com, rate.ee’nin tüm özelliklerini kendinde toplamasında yatıyor. Facebook yılların kalesi olan msn messengerı bile devirdi ki günümüzde msn kullanan kaldı mı bilmiyorum. facebook: perdeleri çekilmemiş ev gibidir. insanlar tamamen kendi kararları ve egolarının kendilerine verdiği yetkiye dayanarak kendi hayatlarını, yükledikleri resimler, paylaştıkları videolar ve şarkılar, gittikleri yerleri check ederek hayatlarını perdelerini kapatmadığı evlerinden dışarda ki insanlara yansıtırlar. twitter ise; karanlık olduktan sonra perdelerin çekildiği ev gibidir. o evin içinde olanları yalnızca evin içindekiler bilir ve evdekiler kendi aralarında pijama partisi verirken sadece ”kendi frekansının uyuştuğu” insanlara deşifre ederler. twitter’ın ve facebook’un görevleri ayrıdır ve ikisinin birbirlerini yerini doldurması imkansızdır ve ikisi de rahat bir 10 yıl daha hanedanlıklarını korurlar.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •